2 Nisan 2014 Çarşamba

Boşluk Doldurma

   "  Madem ki dünya bile yok olacak bir gün, öyleyse insan aşkın bitmesine neden üzülsün" demiş Shakespeare abimiz. Yazacaklarımla ilgisini çözemedim ama konunun özünü düşününce ilk bu aklıma geldi.
   Şu yaşıma kadar ilişkilerimde hep terk edilen  ben oldum. Hep terk edildim. Terk etmek nedir bilmem ki ben eski eşyalarımı bile atan bir insan değilim. Eski telefonlarım evde bir kutunun içinde durur hep. Eski oyuncaklarım falan hep o kutu içinde yıllara meydan okurlar. Terk etmek nasıl bişey diye sordum bir arkadaşıma ve bana terk edilmekten daha zor dedi. Nasıl bir şey oluyor ki bu kadar ağır. Gerçi kişiden kişiye değişen bi durum. Ama değişmeyen tek acı terk edilen olmanız. Geçenlerde arkadaşım ayrıldı kız arkadaşından. Kızı ağlarken gördüğümde acıdım. Kendimi gördüm sanki. Çektiğim o acılar tekrardan dirili verdi zihnimin karanlık mezarlığından. Kızla konuşmaya çalıştım. Ne diyebilirdim ki. Hiç bir şey diyemedim. Zaman demeye dilim varmadı. Unutursun diyemedim. Geçmiyor hiç bir acı. Bir yerlere gömüyoruz o acıları. Üzerlerini benliğimizden parçalar ekleyerek, eksilerek kapatıyoruz. Zor oluyor. Hemde çok zor. Ve şunu dedim kendime. Asla bir insanı terk etmeyeceğim. Büyük konuşmuyorum. Çünkü biliyorum yaşadım o acıları ve benim yüzünden başka birilerinin bu acıyı yaşamasına göz yumamam. Bazen yalnızlığımızdan dert yanıyoruz. Keşke bir sevgilimiz olsa diyoruz. Hadi oldu diyelim. Ve her şeyin bittiği gibi aşkta bitecektir. Ondan sonra ne olacak. Kızı terk edince ne olacak... Sen daha iyilerine layıksın mı diyeceksin. Artık seni sevmiyorum mu diyeceksin. Arkana bakmadan, yaşanılmışlıkları hiçe sayarak mı gideceksin. Kusura bakmayın ben bunu yapmam. Bana yaptılar. Ama ben yapmam. Terk etmektense, terk edileyim daha iyi. Kendimi üzerim en fazla ama başkasını değil. Ben baş ettim şuana kadar yine baş ederim. Aşk bulunması zor bir mücevher. Eğer gerçekten birine aşıksanız. Seviyorsanız her şeyden, herkesten, kendinizden dahi. Koşun peşinden. Bırakmayın. Umudunuzu kaybetmeyin. Gurur yapmayın. Gidin. Koşun. Geriye bakmayın. Koşun. Koşabildiğiniz yere kadar koşun. Elbet sizin olacaktır. Nerenden geldik bu konuya ya. Ne diyordum. Terk edilmek diyordum. Bence bu bana verilmiş bir hediye. Her gittiklerinde benden bir şeyler yanlarında götürdüler ama ben daha fazlasını katarak, anlayarak doldurdum eksilen yerlerimi. Bakmayın böyle dediğimi yalnızlığı da sevdim. Bir gün eminim sevdim diye o da beni terk edecek. Biliyorum. Ben ne olursa olsun sevmeye devam edeceğim. Ne olursa olsun. Kim olursa olsun fark etmez. Şimdi daha iyi anlıyorum Shakespeare abimizi. Neden üzülelim ki. Bizi daha da güçlü yapan şey için neden üzülelim.


Not: Ben yazar değilim. İmlam çoğu zaman yetersiz kalıyor. Açıkçası öğrenmekte istemiyorum. Ben burada bir edebiyat eseri yazmıyorum. Aklımdan geçen şeyleri yazıyorum. En yalın haliyle. Aslında korkuyorum öğrenirsem eğer büyünün bozulacağından korkuyorum. Sürç-ü lisan ettiysek affola.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder