16 Nisan 2014 Çarşamba

Anekdot...

Acaba diyorum bana karşı hiç bir şey hissetmiyordu da gitti ? İşte bu soru her resmini gördüğümde içimi kemiriyor. Bir yerleri içinde dağlıyor sanki. Olsaydı nasıl olurdu bilmiyorum. Ama bildiğim bişey var ki onu bir daha asla hayatıma sokamayacağım. Bu benden ötürü olan bir şey değil. Kader bir kere ayırdı beni ondan. Ve bir daha asla geri vermeyecek. Hani eski sevgilinle yeninden barışma fikri hep aklınızda olur ya. İşte bu bende yok. Ayrı dünyanın insanları gibi görünsek de aslında aynı dünyaların insanıydık. Bir oda iki farklı pencereden aynı manzaraya bakan iki insan gibi. Sadece dönüp birbirimize bakmamız gerekirdi. Ben döndüm ona baktım fakat o hala pencereden dışarıdaki şeylere baktı. Dışarıda ki hayata baktı. Manzaranın büyüsüne kapıldı. Bense onun büyüsüne baktım. Ama olmadı. Başaramadım. Başaramadık. Her resmi gördüğümde içim cız etmiyor değil. Hani uzun ilişkilerin bitmesi daha kolay olur derler ya. Kısa ilişkilerin bırakılması zor olurmuş. Aslında bu çok doğru bir laf. Neden mi? Hemen anlatayım. Yaşanılmışlar çabuk unutulur ama, yaşanılacak olan şeyi hayal edip yapamazsan çok daha uzun bir süre unutmak mümkün olmaz. Yapamadıkların unutturmaz. Hayallerin unutturmaz. İşte benim ki de böyle bişey. Ama sonra alışıyor insan yalnızlığa, suskunluğa, umutsuzluğa, hayalsizliğe... Kötü bir durum. Artık sevmiyorum kimseyi. Ciddi manada sevmiyorum. Artık sadece kendimi seviyor ve sadece kendime üzülüyorum. Bencil bir yaratık oldum çıktım. Şuan tek amacım. Okulu bitirmek. Şuana kadar hep başkalarına dayanarak hayal kurdum. Şu kız olsa, şu kankamla şunu yapsam gibi... Ama artık öyle değil. Şu hayatta artık  Dünya kendi etrafımda dönüyor. Diğerinin dünyası beni zerre kadar ilgilendirmiyor. Artık cidden yalnızım. Ama yazmak var. Beni bırakmayan tek şey. Elimdeki tek dal.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder