8 Temmuz 2014 Salı

Karanlıkta ki Işık

Nasıl giriş bölümü yazsam diye düşündüm. Konuyu anlatmak o kadar çok içimden geliyor ki, hep nasıl başlasam dediğim de ilham kaçıp gidiyor. Bu yüzden direk dalıyorum.

Bazen bir şeyi çok isteriz. Ama o kadar çok isteriz ki olsun diye her yolu deneriz. Akla mantığa sığmayan şeyleri bile yaparız. Ümid etmekten başka bir şey gelmez elinizden. Olsun diye atmadığınız takla kalmamıştır. Sonra o kadar "olsun" demişsinizdir ki olursa ne yaparım diye asla düşünmezsiniz. Evet ben beni sevmesini çok istedim. Hem de çok. Olsun diye o kadar çok yalvardım ki yaradana. Uzun bir aradan sonra olacağına dair bir ışık belirdi. Ve  ben bu ışığı görünce. Korktum. evet korktum. Yalvardığım, yıllarca olsun diye istediğim şeyin olacağından korktum. Bilmiyorum. yani yazdığını okuyunca... Aslında yazdığı da iyi şeyler. Hem de çok güzel şeyler. Onun gibi duygularını direk söylemeyen birisi için bu bana verilmiş güzel bir hediye. Ama korktum. Neden korktum biliyor musunuz. Ben artık onun benim olmayacağını kabullenmiştim. Ben benim olmasından vazgeçmiştim. Zor oldu kabullenmem. Hem de çok zor. ve şimdi. Zar zor söndürdüğüm ateşi yeniden canlanmaya çalışıyor. Öyle güzel şeyler yazdığı. Ha vazgeçtiğim sevmediğim anlamına gelmez. Ben onu bülbülün gülü sevdiği gibi seviyorum. Ateş böceğinin ateşe pervana olduğu kadar seviyorum. Sevmeye seviyorum. Ama ben ondan vazgeçerek sevmeyi öğrendim. Olmayacağı yüreğimde yaralar açarak kabullendim. Eğer sonu yine aynı bitecekse yüreğim acısa da o acıları bir daha yaşamaya katlanamam. Aşka birazcık inancım var. Onu da kaybedemem. Ben yeniden sevmesini ümid edemem. Artık yapamam. Çünkü tükendim. Her gün aklıma geldikçe kendimden bişeyler kopararak o ümüdi yaşatmaya çalıştım. Eksilere dolmaya çalıştım. Ama olmadı. Ve ben vazgeçmişken yeninden ümid edemem. Olmaz. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder